TCMB Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü'nden Ekonomist Dr. Okan AKARSU'nun "Monetary Policy" konulu iki çalışmasını sunduğu seminer 25 Kasım 2025 tarihinde saat 12.30’da üniversitemiz Kuzey Kampüs C Blok, 7. Kat, Toplantı Salonunda gerçekleşti. İlgili etkinliğe Bölüm Başkanımız ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk BAL başta olmak üzere birçok öğretim üyemiz katıldı.
AKARSU, yüksek enflasyon koşullarında firmaların beklentilerinin ekonomik kararları nasıl yönlendirdiğini analiz eden iki güncel çalışmasını anlattı. Çalışmalar, hem kullanılan yöntemler hem de ulaşılan bulgular bakımından birbirini tamamlayıcı nitelikteydi. Her iki çalışma da firmaların enflasyon beklentilerindeki dışsal değişimlerden yararlanmakta olup ilki, TCMB'nin Eylül 2021’deki beklenmedik faiz indirimini doğal deney (quasi-experiment) olarak kullanıyor. Bu politika şoku sonrasında firmaların enflasyon beklentilerinde oluşan heterojen güncellemeler “tedavi” niteliğinde değerlendirilerek, istihdam, satış, tedarik ve borçlanma kararlarının nasıl değiştiği idari verilerle takip ediliyor. İkinci çalışmada ise firmalara rastgele farklı enflasyon bilgileri verilen bir bilgi deneyinden (randomized information treatment) yararlanıyor. Anket yoluyla sağlanan bu müdahaleler, enflasyon beklentilerinde dışsal varyasyon yaratıyor. AKARSU bu beklenti değişimlerini idari verilerdeki istihdam, satış, kredi yapısı ve döviz işlemleriyle eşleştirerek neden–sonuç ilişkisini temiz biçimde ölçebildiğini belirtti.
Her iki çalışmanın ortak bulguları, beklentiler yükseldiğinde firmaların daha karamsar bir duruşa geçip istihdam ve iç satışları azalttığını, buna karşılık tedarik artırma, döviz varlığı edinme ve borçlanmayı öne çekme gibi stratejik adımlar attığını göstermektedir. Beklentileri düşürülen firmalar ise daha iyimser davranarak kredi talebini azaltarak kısa vadeli borçlanmaya yönelirken, döviz pozisyonlarını yeniden düzenlemekte ve istihdam ile satışlarını artırmaktadır.
AKARSU, sunumunu firmaların enflasyon beklentilerinin üretim ve finansal kararlar üzerindeki belirleyici rolünü güçlü yöntemlerle ortaya koyarak ve politika güvenilirliğinin bu süreçteki kritik önemini vurgulayarak tamamladı. Katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından seminer sona erdi.